17 Haziran 2013

Sevgililere dair

Bu geceki "Yalan Dünya"... beni reankarnasyonun gerçekliğine daha da inandırdı.
Ne kadar tanıdıksın Selahattin Ağbiiii

15 Haziran 2013

Biri bunların bir kabus olduğunu söylemedi

dört bir yandan kuşatılmış insanlar ve gaz odasına sokulurcasına müdahale...
aklım almıyıor, bu kadar hunharca bir şeyin nasıl yapıldığını ise hiç almıyor aklım... insan ve insan karşı karşıya...
elinde silah olmayan ama beyinleri birer bomba gibi güzel çalışan memleketim gençleri en büyük silah sanırım birileri için....
bu müdahaleden sonra herşeyin düzeleceğini düşünüyor olmaları nasıl bir şey? 2 yasındaki çocuk bile baskı uygulandıgında daha şiddetle karsılık verir... susup oturur mu? bunu bile bilmeyen insanlar yönetmeye çalışıyor beni, bizi, cocuklarımızı...
nasıl bir dünya????

13 Mart 2013

Ah Yine O Duygular

12.03.2008


CENNETİN EN GÜZEL MELEĞİ

Hersey babamızın cilveli bir kızı olmasını arzulamasıyla başlamıştı.
Renkli renkli kıyafetler alabileceği, fırfırlı donlar giydirebileceği, O'na cilveler yapmasını istediği, annesine benzeyen bir kız çocuğu...
20 Ağustos 2006'da bir çocuğumuz olacağını öğrendiğimizde bulutların üstünde uçuyorduk.
31 Ağustos 2006'da da ikizlerimiz olacağını öğrendiğimizde dünyanın sınırları dışında uçuyorduk.
Öyle ya, babamızın hayali olan kız çocuğuna ulaşma olsalığı da artmıştı böylece.
İkiz hamileliği zordur, birini alalım isterseniz diyordu doktorumuz.
Şiddetle karşı çıktık tabii, biz iki bebeğimize de sağlıkla kavuşacaktık.
Sevincimiz uzun sürmeden, daha 7. haftada sizi kaybetme tehlikesiyle tanıştık, heranı kabus gibi anlardı....
derken daha kötüsü oldu, sizi tamamen kaybettiğimizi düşündüren.
Üstteki bebeğin plesantası ayrılmıştı, hem de % 40 oranında. Büyük bir kanama vardı orada ve bu kanama artıp ta plesanta yerinden biraz daha ayrılırsa ikinizi de kaybedecektik.
13. haftada öğrendik, ilk başta şanslı sayılan ama sonra şanssız olan bebeğimizin babamızın hayal ettiği kızımız olduğunu.
Üstteki bebek herzaman daha avantajlıdır diyorlardı. Daha iyi beslenir, daha iyi gelişir. 
Senin için öyle olmadı.
Ayrıntılı ultrasonla bakıyorduk ve sadece senin hareketlerini görebiliyorduk üstte  olduğun için. 
"Bu kız çok cilveli, adeta su balesi yapıyor size" demişti doktorumuz.
Sana ait tek hareketli görüntü bu kalmış zihnimde.
Nasıl oldu ne oldu derken 21 Ocak 2007'ye, 25. haftaya kadar dayandın cilveli kızım. Kolay olmadı, ama geldik o günlere kadar.
Sadece 570 gram ağırlığındaydın ve yusyuvarlak kafan vardı. Tenin bembeyazdı. Erkek kardeşin senin yanında zenci gibi görünüyordu. Yüzün ve boynun buruş buruştu ilk günlerde. Sonra birden balon gibi şişmiştin, ödemlerinle.
Sizi her ziyaretimizde dokunup konuşuyordum sizinle.
2 Şubat 2007'de sana değen elimden sağ el işaret parmağımı yakalayıp sıkıca sarıldın. Deliye dönmüştüm sevinçten. Kızım beni hissetti diyordum.
"Ben seni bırakmak istemiyorum, sen de beni bırakma anne" diyordun.
Bırakmayacaktım, ne pahasına olursa olsun bırakmayacaktım.
Daha doğmadan başlayan şanssızlığın sizin hastanelerinizi değiştirirken de bırakmadı seni. Büyük bir hastaneye gitmeniz gerekiyordu, kardeşinin durumu senden kötüydü ve sadece 1tane yer yardı. Sonradan da seni alacaklardı. Sadece 3 gün ayrı kalacaktınız.
9 Şubatta aldılar kardeşini. Size söz verdim, sizi bir daha hiç ayırmayacaktım. Elimden gelen herşeyi yapacaktım. 12 Şubatta seni kardeşine götürecekken yer açılmadığı için  ertelenmişti ve ben sana verdiğim sözü tutamamıştım.
O gün sana her baktığımda ağladın. Entübe olduğun için tüpten dolayı sesin çıkmıyordu. Ama ben yanında değilken normal olan yüz ifaden ben sana baktığımda ağlama ifadesine dönüşüyordu. Hemşireler de ağladığını söylüyorlardı. Benimse yüreğim o kadar ağlıyordu ki...
5 hemşire sadece sana bakıyorken poponda kocaman ve derin bir pişik oluştuğunu gördüm o gün. Ve kanıyordu bir de o yara. Zar şeklindeki tenini hazır ıslak mendillerle  silmişlerdi çünkü.
Entübasyon tüpünün bantı açıldıkça üstüste bant yapıştırmışlardı ve yaralar oluşmuştu yüzünde.
Herşeye lanet okumak istiyordum. 570 gram doğmuş, 440 grama düşmüştün. Öyle muhtaçtın ki...
Burnundaki tüpü desteklesin diye bebek bezini rulo yapıp koymuşlardı, tüp kafanı yukarı çekmiş ve havada bir tüpün ucunda asılı kalmıştı kafan. Defalarca söylememe rağmen düzeltmediler duruşunu. Benim yanıldığımı söylediler hep. O geceyi kabus gibi gecirmiştim.  Telefon açıp başını düzeltmelerini söylemek istiyordum ama bana kızıp sana kötü davranılmasından korkuyordum. Zira pek de iyi bakılmıyordu zaten sana.
Şimdi sana acı veren herşeyi neden engellemediğim için hala canım yanıyor.
Anlayacağın hep şanssız gelişti yaşam sürecin. Kardeşin çok daha iyi koşullara kavuşmuştu. ilk 20 günde -100gramı varken oradaki 4. gününde 80 gram almıştı. Çok iyiydi bu, güçleniyordu. Sen ise eriyordun gözümün önünde ve ben hiçbirşey yapamıyordum.
Dedim ya, şanssız doğmuştun sen.
25. gününde kavuştunuz kardeşinle. Bir daha hiç ayrılmayacaktınız.
Bu kadar erken doğan bebeklere göre hiç fena değiller diyordu doktorlarınız.
Sevindik....gözümüz hiç arkada değildi artık. Çok  iyi bir hastanede, çok iyi bir ekip bakıyordu size.
Ohhhhh diyebildik ilk defa...
Derken sadece 2 gün sürdü sevincimiz. Minik bedenin yorgunluk sinyalleri vermeye başlamıştı. Solunum sıkıntın başlamıştı ve heran daha kötüye gidiyordun.
Hergün sabahı görürsek iyi diyordu herkes.
Ben ve baban hariç.
Biz sana güveniyorduk, çünkü sen çok güçlüydün. O ana kadar her zorluğu aşmıştın ve herkesi şaşırtmıştın. Bunun için sana "güçlü, kuvvetli" anlamına  gelen "Beken" ismini vermiştik. Hergün inançla bugün Beken'imin kötü olduğu son gün, yarın extübe olacak diyordum. Tabii her geçen günle birlikte kahroluyordum.
Öyle hassaslaşmıştın ki, senin yanına girmemi bile istemiyorlardı. Kapının açılması bile saturasyonunu birden bire % 40'lara düşürüyordu.
İlk zamanlar günde bir-iki kez canladırma yapılırken sana, son bir haftada bu sayı günde 10'a kadar çıkmıştı.
Öyle ki kardeşini 10 dakika için kucağıma verdikleri bir gün yarım saat geçmesine rağmen kimse O'nu yerine koymak için gelmemişti. Sevinçten deliye dönmüşken sebebinin sana canlandırma yapıldığı için olduğunu öğrendiğimde tüm hislerimi kaybetmek istemiştim.
..........................
Hemen hemen hergün kan veriliyordu sana, düşen tormbosit değerlerin için.
Kimse sana ne olduğunu anlayamıyordu. Teşhis yoktu, olasılıklar vardı.
Son haftaya girdiğimizde senin yaşadığın takdirde, 2 haftadır % 100 oranında verilen oksijen nedeniyle gelişebilecek sakatlık olasılığının % 100 ye yakın olacağı anlatılıyordu.
O gece biranlığına senin yaşamadığını düşündüm evde.
Kendimi hiç bu kadar delirmeye yakın hissetmemiştim. Belki de delirmek benim için en iyi şey olurdu; o zaman belki üzüntü hissetmezdim.
HIçkıra hıçkıra, bağıra bağıra ağladım o gece. Seni istiyordum, yaşamanı istiyordum. Sakat ta olsan kollarımda istiyordum seni. Herşeyinle...Bize su balesi yaptığın ultrason görüntüsü geliyordu sürekli gözümün önüne. Sen verdiğin savaşla yaşamayı hakediyordun.
.........................
Olmadı.
Tam 1 sene önce bugündü, saat sabah 10.30. Hastaneden arıyorlardı, doktorun benimle görüşmek için hastaneye gelmemi istiyordu. Titriyordum...ne düşüneceğimi bilmiyordum. Son günlerde hastanede doktorlarımızla karşılaşmamak için her yolu denemiş ve Onlar'ı görmeden atlatabilmiştim. İyi birşey olsaydı hemşirelerimiz beni arayıp haber verirlerdi. Onlar da bizimle birlikte gözyaşı döküyorlardı çünkü. Seni Onlar da çok seviyorlardı. 
Hastaneye gidecek gücü bulamadım kendimde. Babanı aradım ve beraber gittik O'nunla.
Daha doktorun konuya girmeden söyleyeceklerini duymamak için   çıktım. Bu bir kabustu, evet sadece kabustu. Ben uyanacaktım ve herşeyin yolunda olduğunu görecektim.
Birşeyler yapmak istiyordum, ama ne?
Bağırmak haykırmak istiyordum ama hiçbirşey değişmiyordu...
Neden?Neden? Neden?
Seni kaybetmek istemiyordum.
Ben sadece hayallerimi istiyordum, benim olan hayalllerimi. Sen ve kardeşin başroldeyken böyle çekip gidemezdin.
Babanla doktorun hala konuşuyorlardı, ben hiçbirşey duymak istemiyordum. Sanki duymazsam yaşanmayacaktı o şey.
Sonra baban seninle vedalaşmamı istedi.
Vedalaşma....
Seni kaybediyormuşuz...
Ne kolay yazılıyor değil mi? Harflerin yada klavyenin hisleri olsa yazar mıydı bunları acaba?
Nasıl geldim yanına, nasıl gördüm seni hatırlamıyorum. Sana ne dediğimi de hatırlamıyorum. En ufak bir sesle saturasyonun hızla düşüyordu ve ben sana zarar vermemek için ağlayamıyordum.
Herkesin hayalindeki gibi ikizlerimiz olmuştu, biri kız biri erkek.
Babanın istediği gibi sarışındın, kirpiklerin bile sapsarıydı, bana benziyordun.
Çok güzeldin nazlı çiçeğim. Dokunmaya kıyılamayacak kadar hem de.
Senin için Naz ismini hazırlamıştım. Baban Elif istiyordu. Elif dedik sana. Hem şarkın bile hazırdı, sana aşık olanlar için.
"İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elifff diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elifff diye"
Meğer kendimiz söyleyecekmişiz şarkını.
Abdal olan deli gönül bizimki oldu,gezdik Elif Eliffff diye.... 
................................
Sonra çıktık yanından. Sana acı veriyorduk çünkü.
Niye geldik bilmiyorum ama eve geldik.
Bir süre sonra baban kalbini tuttu ve dedi ki,
"Başımdan kalbime doğru sıcacık bişey indi ve kalbimin üstünde durdu".
1 dakika geçmemişti o sözünden sonra...
Babanın telefonu çalıyordu. Çalmamalıydı, sussun istiyordum.
"Lütfen cevap verme o telefona, lütfen....
lütfen dinleme arayanı, inanma ona"
Herşeye lanet okumak istiyorum, herşeye ama herşeye
Hayat dursun istiyorum şuanda, dönmesin dünya...
Olamaz....
Bu olaylar başkasının başına gelen olaylardır ve ben onları sadece gazetelerde okumak isityorum.
Benim başıma gelemez.
"Sarı kızımız melek oldu aşkım" diyor baban binbir güçlükle.
Duymak istemiyorum ki....
Melek olmak ne demek, algılayamıyorum ki.
Daha dokunamamışken, kucağıma bile alamamışken, öpüp koklayamamışken bu ayrılık da nerden çıktı şimdi?
Hayallerim vardı daha benim, seninle dolu, kardeşinle dolu, "siz"le dolu.
Bitti...
Gittin...
Bize Ali Candaş'lı hayalleri bırakarak.
Başka bir bebeğin ana kucağıyla taburcu edildiği bir günde kartondan bir torbayla verdiler seni.
"Özsüt, yaşam için tatlı şeyler" yazıyordu üstünde.
İçinde benim tatlı kızım vardı, hiç kucağıma alamadığım, öpüp koklayamadığım kızım...
50 gün için de olsa beni Elif Beken annesi yaptın. Senin annen olmak harikaydı...
Kötü sondan sadece birkaç gün önce minicik sağ elini tutup öpmüştüm usulca...sana zarar vermekten korkarak ama bir o kadar da öpmeyi isteyerek...
Dudaklarımda tadını hissetmek istiyordum ve yaptım.
İyi ki de yapmışım
Çok tatlıydın, hala dudaklarımda tadın.
5 saatlik Zonguldak yolculuğumuz boyunca kucağımda taşıdım seni, 50 günün acısını çıkarırcasına.
Güzelce yıkanıp bembeyaz geceliğini giydirdiklerinde yine kucağımda taşıdım seni yatağına kadar.
Önünde secde edenlerin içinde ben de vardım. Şimdi söylemeye bile dayanamadığım ve nasıl yaptığıma hala şaşırdığım şeyler.
Kendi yavrumun namazını kıldım.
Ellerimle koydum seni yatağına ve ilk örtünü ben örttüm üstüne.
Sürekli yağan yağmur senin yatma saatinde yerini güneşe bırakmıştı.
Yatağının son örtüsünün örtülmesiyle o güneşin nasıl süzülerek gittiği hala gözümün önünde. Seni almaya gelmişti,beraberce gittiniz.
Ellerimle adını yazdım başucuna.
Ayrılırken yanından gözümün önüne ansızın bir genç kız silüeti geldi, sen olmalıydın O.  
Çok güzeldin
......
Şimdi tam bir yıl olmuş. Karnımda geçirdiğin 25 hafta ve dünyadaki 50 gününe karşın 365 gün geçmiş.
Hergün, yarın daha az acı verir yokluğun diyorum ama yokluğunun acısı hiç azalmıyor. Sadece dışarıya yansıyan kısımda hissedilmiyor sensizliğin acısı.
Neler yaşandı, neden böyle oldu sorgulamak faydasız artık.
Sen aramızda değilsin.
Seni arıyorum heryerde.
Facebook çıktığından beri herkes anaokul arkadaşını bile buldu.
Bir sen yoksun. Googleda da arıyorum seni, kendimi buluyorum sonra.
Bir şeye üzüldüğümde, ağladığımda benim için üzülen birileri olur ve istediğimi yaparlar ya da başka yol bulunur. Ama o kadar ağlıyorum, çığlık atıyorum sen gelmiyorsun.
.....................
Umarım senin kollarımızda olmayışında bizim kusurumuz yoktur. Eğer varsa umarım bizi affedebilirsin.
Seni kaybettiğimizde kendime bir söz verdim, kardeşin Ali Candaş'a ağlayan gözlerle bakmayacağım hiç diye.
Genellikle de yaptım bunu. Belki o yüzden sürekli gülen bir kardeşin var.
Doğduğunda kara kuru birşeyken nasıl oldu da bu kadar güzelleşti diyorum bazen.
Sonra O'nun güzelliğinin iki kişilik olduğunu hatırlıyorum.
O'nun yaptığı herşeye 2 kişilik seviniyoruz, O'na dokunduğumuzda, O'nu sevdiğimizde aslında senin için yapamadıklarımız da var içinde.
Onun her gülüşünde şükrediyoruz Allah'a, O'nun sağlıklı oluşu ve bizimle oluşu için.
......................
Kaybedilen birini anmak için ayağa kalkarak saygı duruşunda bulunulur.
İşte Ali Candaş ta dün seni anmak için öyle yaptı ve ilk kez ayağa kalktı güzel kızım.
O da hissediyor seni.
O'nunla birlikte ziyaret ettik seni. Her zaman birlikte geleceğiz senin ziyaretine.  

Sen Cennet'in en güzel meleği,
Yaşamanı çok istediğimizi ve seni çok sevdiğimizi biliyor musun? 

BABANDAN MEKTUP
Kızıma Mektup 
Kızım seni kaybedeli 1 yıl oldu. Sensiz geçecek yılların ilki, bizim için zor bir yıldı. Seni hep hissettik, hep aradık. 
Ama hayatın gerçekleri de vardı. Şunu da biliyorum artık, öldüğümde beni karşılayacak biri var, sen varsın. Hayat ta devam ediyor. Kardeşin büyüyor, çok sevimli oldu. Annen ise hala seni sorguluyor, nerede hata yaptım diye. 
Aslında kaderdi bence, zaten kaderimizi de belirleyen hatalar değil mi? 
Kızım, annen dünyanın en güzel ve iyi annesi sende biliyorsun. Senin için harcadığı çabayı. Senin için herşeyi denedi, seni yaşatmak için her kapıyı çaldı. Açılamaz denilen kapıları açmaya çalıştı, açtı da... 
Ama olmadı. 
Evde zaman zaman ikimiz de kanadı kırık bir kuş gibi tek kanatla uçmaya çalışıyoruz. Zaman zaman duvarlara vursak ta uçuyoruz... 
Kardeşini sağlıkla yetiştirmeye çalışıyoruz, eminim ki sen de bunu çok isterdin... Belki deli diyeceksin ama TC Kimlik Numaranı yazıp giriyorum ve sen karşıma çıkıyorsun. 
"ELİF BEKEN KÖMÜR" Baba Adı ERSİN Anne Adı GÜLAY Doğum Tarihi 21/01/2007 yazıyor. Ölüm tarihi yok... 
İşte bir an bile olsa senin yaşadığını düşünüp mutlu oluyorum. Merak etme kızım çok sık yapmıyorum bunu... arada bir işte. 
Bizde durumlar böyle umarım sende bizim bilmediğimiz ama eninde sonunda yanına geleceğimiz yerde mutlusundur. 
Annen yazmış bizim seninle şarkımız olacaktı. Ben sana aşık olacak adam boşuna şarkı bestelemesin, hazır bu şarkıyla sana olan aşkını ilan etsin diye seçmiştim Elif ismini. Sana çok yakışmıştı, benim sarı saçlı, anası kılıklı kızım.
Seni Çok Seven Baban

05 Mart 2013

Cansın Sen

bir yolu olsa anlatmanın,
kestirmeden, kısacık ifade edilse
hani susadım demek gibi,
özledim der gibi,
sımsıkı bir sarılmayla anlatıversem tüm özlemimi,
sabaha karşı şarap kokan ağzımla peşpeşe içtiğim bardaklar dolusu su gibi,
çıksa ağzımdan sözler sevgime dair,
bir çırpıda,
boğazımı kurutan şarabı alan su gibi,
yokoluverse özlemim dilime döktüğüm zaman
sevgim dilleniverse o anda
olamaz ki,
sen ne susun
ne de suyu özleyen şarap
Cansın sen, kopsan canımdan yine parçalarca can olan



..................
04.03.2013
hayatımda yazdığım ilk şiir sanırım bu
Oğlum için

16 Kasım 2012

Prematureler Gunu

17 Kasın Dünya Prematureler günü

Tebrik kutlama değil tabii, farkındalık yaratmak amaç. Bilgilendirmek, duyarlılığı ve bilinci artırmak. Biz de varız demek, ihtiyacları sıkımntıları ve başarıları haykırmak
Boğaziçi Köprüsü mor olacak yarın akşam, bebeklerimizin saçtığı ışığın rengini yani.
6 yıldır her birini kendi çocugummuş gibi hissederek dua ettiğim, yol gösterdiğim, üzüldüğüm-sevindiğim bebeklerimizi hatırlama günü yarın
Daha yeni doğum yapmışken 15-20 gün sonrasınbda ve kış ortasında toplu taşıma araçlarıyla yardımına desteğine koştugum bebelerin günü, hem de kendi çocuklarım yogun bakımdayken...
hiç unutmam kızım ölmeden 1-2 gün önceydi, başka bir hastanede erken doğum riski olan bir anneyi ziyaret etmiştim, acılı halimle, halbuki 30 kusuruncu haftasındaydı, benim cocuklarımın yanında surmatur sayılırlardı ama pre idiler, koştum yanlarına, destek olmaya, hastane aramaya, hem de 3-4 aktarma belediye otobüslerinde....
sadece insani duygularımdı buna iten, ne sorgusu olurdu ne de yapamam sorgusu
ihtiyacı olan bebek varsa ve benim de faydam olacaksa koşa koşa dedim hep
çok dost kazandım, en sağlam dostlarımı onalrdan edindim. Eminimki bir çoğu da beni dost bildi.
Dıost olduk ama "sevgili dostlarım diye bağırmak gerektirmeyen dostluklar...
kıtalar otesinden ulaştı kimi, karlı dağlardan elini uzattı öbürü
Gördüm ki dünya döngüden ibaret, herşey dönüyor insana. iyi de kötü de
Günümüz kutlu olsun ruhumla hissettiğim gönlümün her köşesine doldurduğum prematurelerim ve aileleri
Günümüz kutlu olsun gökyüzünde yıldız olup ruhumuza dokuna meleklerim, Canım kızım beken'im, ruhum

11 Eylül 2012

İngiliş tiçır

Sabah erkenden gittigimiz okulun bekleme salonunda oturuyoruz. Ogretmenleri taniyor ve hemen "gunaydin" diyor hizlica ve yuksek sesle.
Sonra birden kolunu"ben burdayim" anlaminda yukari kaldirdi. Ve ardindan " good morninggg" diye bagirdi gur bir sesle, İngiliz oldugunu tahmin ettigimiz English Teacherina....
Ağzimiz acik bakakaldik. Ozguveni daim olur insallah

Hayallerime dokunmayin

Tuttu mu tutmadi mi?
Tek mi cift mi?
Dustu mu dusmedi mi?
Dogdu mu dogmadi mi?
Yasadi mi yasamadi mi?
Kanadi mi kanamadi mi?
Oldu mu olmedi mi?
Olmesin... Lutfen olmesin
Cift mi tek mi?
Tek... Ne yazik ki tek ;(
Olsun... Saglikli olsun da
Spastik mi degil mi?
Kor mu degil mi?
Sagir mi degil mi?
Yuruyecek mi yurumeyecek mi?
Buyuyecek mi buyumeyecek mi?
Aptal mi akilli mi?
Otistik otistik....
Otustik mi?
Otistik, ya da mental retardasyon
.........
Hayal kurayim mi kurmayayim mi ?
Kurmayin hayal kurmayin
Hayal kurmak istiyorum, lutfen hayallerime dokunmayin
Cocugunun buyudugunu ve normal veya normale yakin, kenfi ayaklari ustunde durdugunu hayal etmek istiyorum
Hayallerime dokunmayin
Cocugum okula gidebilecek mi peki? Benim cocugum da digerleri gibi okula gidebilsin
Ne buyuk bir hayalmis premature annesi icin cocugunun okula gittigini dusunebilmek
Hayallerime dokunmayin...
Dokundular.
Hayal kurma sakin dedi titri dr olan biri
Hakkin yok hayal kurmaya
Kurdum lan hayal, Kurdum İste
Hayallerim kadar varim
.... Simdi hayaldi getcek oldu :))
Fazla hayal etmisim, 1 yil erken oldu.
Okullu oldu kucuk adam
Ogretmeni sampiyondun demis, ama yine de gulmemis konusurken
Naim Suleymanoglu edasiyla yurudu tum gece
Sabah erkenden gittigimiz okulda baska hickimsenin henuz gelmedigini gorunce " yasasin.... Birinci oldum" diyecek kadar salak :)) bu kadar hazir okula yani
Hadi hayirlisi
O şimdi mini mini bir

26 Ağustos 2012

Ozguven

Pazar sabahi 7 de uyandi, kakam car dedi. Wc ye goturup kendin hallet dedigimi hatirliyorum uyurgezer modda. TV acarmisin dedi, bana hemen sonra gibi gelen vakitte, actim.
Sonra kaselere yetisemedim anne dedi, ne soyledigini bile tam anlayamadan 2 dakka uyutmadin oglum modunda uyandim. Sehpanin uzerinde nasil buldugunu anlayamadigim bir pediasure paketi vardi, acilmus hem de. Wc de kullandigi tabure murfaktaydi, koskoca cam corb flakes kavanozunu alip indirip salona goturmus. Ama garip dolap rafina ulasip kase alamamis. Gozlerime inanamadim, benim bodur bunlari nasil yapmis diye. Neyse kaseyi verdim, ben elimi yuzumu yikayana kadar hersey bitmisti....- ki bizi bilen biler, boyle birsey mumkun degildir bizde. Sasirdim, benim minik oglumun yapabikeceklerini ben azimsiyormusum sanirim, yapabiliyormus. Hem de acikinca adam gibi de yiyormus. Sabah sabah neden bu kadar acikti ki diye dusundugumde gozum saatin 10 oldugunu yeni gordu:)) hem oglum buyumus ve kendi basina birseyler yapabiliyor, hem de annesini uyandirmadan neredeyse 2,5 saat kendi haline oynayabiliyor.
Onda ozguven dolu imis de, ben hala nerelerde kalmisim

23 Ağustos 2012

Elektron Hızı


Geldiğinde bahçede karşıladım seni, eve gelmeni bile bekleyemedim.
İlk cümlen şu oldu:
"Ben karar verdim, elektron hızında bir araç yapıyorum ve bundan sonra Sinopa bir dakikada gidiyoruz anne"
Mucidim benimmmmm
Çok seviyorum seni

19 Ağustos 2012

Nasil ozledigimi anlatamam ki

Babaannesine gittin bugun babanla..... gittiginden beri temizlik yapiyorum. Hala cam silesim var, balkon yetismedi karanliga kaldi ama bir cirpida silesim var. Durmamaliyim... Durursam evde olmadigini anlayacagim belki.... Ozledim ... Oyle cok ki hem de . Yatagimdayim simdi, ama benden once gelip konuslanan biri yok ;((
Neyse, alismaliyim can kusum. Pardon bu senin sozundu, yavru kusum :)))
Atom ve parcaciklari resmine bakiyorum.
İyi ki hediye ettin onu bana ;

Seni coookkkk seviyorum Can Kusum, cok. Cookkk hem de
Ozledim seni. Pazartesiyi bekliuorum simdi

24 Temmuz 2012

Nota

Benim icin tatto begeniyor kendi kendine
Nota isaretini begenmis,
"anne bunu gotune yaptir da, muzik ciksin gotunden" dedi.
Bayiltti bizi gulmekten :))

29 Mayıs 2012

Gunler geceler cok cabuk geciyormus

Hemen gunduz hemen gece oluyor anne. Ben de buyuyorum galiba.
Evet oglum, kocaman oluyorsun iste.
Ama ben buyumek istemiyorum ki, hrp cocuk kalmak istiyorum.
Aaa, neden? Buyumek cok guzeldir oglum
Ama ben buyudugumde sen de yaslanacaksin ve oleceksin. Ben sensiz kalmak istemiyorum ki :))
.......,
Daha once de boyle bir seyler soylemisti. Boyunun uzamamasinin altinda beyninin buyumeyi reddetmesi onemli bir faktor olabilirmis. Ben nasil ikna edebilirim ki simdi O'nu?

27 Mayıs 2012

Dugune giderken ugrayan da var

Ust.... Uste....ustte....ustun

TC devleti ustun zekali cocuklari tespit etmeye calisirsa....
Bildik tanidik "yassak gardesim" cilere yetki verip, hadi test edin bu veletleri denirse....
Binlerce cocugu ellerine "sinav gitis belgesi" vererek bir okula dondurulursa
Sinavdan yarim saat once hazir bulunulmasi
Kalem, silgi, kalemtiras, su bulundurulmasi.,..
Bekleyen ana-babalarin sehir efsaneleri 2 saat boyinca bekleyiste dinlenirse
Cocugunu ustun zekalilar sinavina getirenlerin nedenini cok kolay anladim:)
O kadar geri zekali ana- bsba var ki, cocuklari onlardan daha akilli olunca hepsi " afferim benim akilli ogluma" diyerek gelmisler
2/3 u turbanli
3/4 u sonava girmeden ucocugunu cekistirerek kosede sorular soruyor
3/4 u heyecandan delirmis, rahat olan cocugu strese sokmayi basarmis
4/5 ini asiri ozguvene sahip
Sesi solugu cikmayan1/5 ise bu insanlarin bu kadar ozguveni nereden buldugunu, burada ne isi oldugunu, cocigunun ustun olsa bile bu sistemde nasilbarinacagini dusunmekle mesgul :)))
Dugune giderken ugrayanlar da cabasi

15 Mayıs 2012

Bir El Atsanız da Kiralasak Şu Evi

Minik bir evimiz var, kiracı arıyoruz. Bir el atsanız da kiralasak şurayı

  http://www.sahibinden.com/ilan/emlak-konut-kiralik-kurtkoy-by-vista-da-sahibinden-esyali-studyo-daire-76779605/detay/

Pre-Anneler Günü


Pre-anneler günü yürüyüşümüz vardı, Taksim meydanında. 08 mayısta, erken doğan çocuklara dikkat çekmek için erken anneler günü.
Harika oldu, Candaş'ı da götürdüm. Başka bir-iki bebeğimiz de vardı. TV mikrofonları uzatıldı ve kendimizi ifade etmek. Bizden geçti ama bundan sonrakilere faydamız olsun amaç.
Arkamdan dalga geçenleri duydum, "yürüyüşe mi gidiyorlarmış? Candaşta mı gidiyormuş? Allah Allah...."
Bunu soyleyen arkadaşların bizim mücadelesini verdiğimiz konularda ağzı yanmadığı için işleri sadece dalga geçmek. Birçok çocuk -ki benimkiler de dahil hastane kapılarında kaldık, kızım en başından iyi sağlık hizmeti alamadığı için öldü belki.  Bizler mücadele ediyoruz zaten hakkımız olan şeyleri alabilmek için, kıçımızın üstünde otururken gelmiyor hiçbirşey.

11 Mayıs 2012

Dörtte Dört


4*4 alıştık artık, hayatımızın bir parçası
4'te 4 oldumu işler yolunda
4 dörtlükse sorun yok
Dört çeker ise Turkcelle yoluna devam...
4+4+4 ise nasıldır peki?
Bu soruyu son dönemlerin en zor ve en sinir bozucu sorusu seçtim.
2007 1 mayısta dogması gerekirken 21  ocakta dogum yapan Candaş'ımın durumu şöyle :
Bu sene kreşteyiz ve eylül ayında mahalle mektebinde anaokuluna başlaması iken planımız, saygıdeğer hükümetimiz, 3 çocuk yapın ısrarıyla hızını alamayıp 4 çocuk yaptırdıgı ailelerin evindeki biri eşikte biri beşikte çocuk yükünü hafifletmek için bir tasarı hazırlamış.
Hanım!!!! hanım!!!!! yazık sana, şu 5 yaşındaki bebeni okula gönderelim de senin de karnına bir sıpa daha gelsin. Hem bizim hatiplik imamlara da yeni asker lazım, yaş 9 oldumu  kapatsın çarşafını gelsin yamacımıza. 13 yaşında kendi rızasıyla 24 kişiyle cinsel ilişki yaşayan çocuklar pardon kadınlar da dini imanı bütün olarak yetişsin demişler, sağolsunlar.
Uykularım kaçmış durumda resmen.
Boy 95 cm, kilo 12 bir velet var bende. Nasıl göndereyim şimdi?
Okula kayıt yaptırırken bir form imzalatmak istiyorum.
" Sevgili Gülay Hanım Velisi
Senin 25 haftalık 600 gram doğmuş, bir sürü kronik hastalşığı ve takipleri olan çocuğuna senden daha iyi bakıp-gözeteceğiz. Zaten bakamamışsın sen, "yemek vermiyormusun bu çocuğa sen annesiiiiiii?"
Vermiyorum sayın okul müdürü. Masraf olmasın dedim.
Sayın Veliciğim,
Senin en son sorunu kalp ameliyatı olan çocugun varsa var, derdi veren Allah dermanını da verin. Hastalık konusunda korumaya gerek yok, Allah çocukları korur zaten.
Sayın Velicik,
Senin velet klozete sıçmayı bilmiyor, içine düşmüş geçen gün. Sen çocuğuna sabah sekizden akşam 6 ya kadar kıçını sıkmayı öğretememişsen ben nasıl koruyayım tuvaletten.
Sayın Veli Bozuntusu,
Bizim 5. sınıfları okutması gerekirken ahbap-çavuş ilişkisi ile 6 yaş ve öncesi çocuk psişkolojisi çok iyi bilen muallimlerimiz var. Hafiften kulaktaqn çekince çocugun havaya kalkması biz,im kusurumuz değil, senin veletin tüysiklet olmasındandır. Çocugunu deövmeyen dizini döver diye atalarımız güzel söylemiş."
Ne yapmalı ne etmeli diye dövünürken çevreyle istişarede bulunmayı da untumuyoruz.
"Senin çocugu hangi okula vereceksin?"
.......
Bir arkadaşıma sordum, 15 Mart 2007 ve öncesi doğanlar mecburiymiş, sen ne yapacaksın?
Bize mecburi değil dedi.
neden ki? Bizimkilerin arası 1 ay, size de mecburi dedim.
O devlet okuluna gidecekler için geçerli, bizi bağlamıyormuş dedi.
Ben de diyorum ki, bu ülkede bazılarının çift oy hakkı olmalı. Onlarla biz bir miyiz ki aynı oy hakkmız olsun.
Hadi iyi geceler herkeşe :))

21 Nisan 2012

X-Ray

Kol-bacak kirilmasi hakkinda sorular soruyor, cevapliyorum.
-Alci ne zaman cikarilir peki?
+-kirik iyilesince
-iyilestigi nasil ogrenilir?
+ Film cekilir, kemik dumduzse iyilesmistir
-Rontgen mi demek istedin anne? İngilizce ismiyle eks- rey mi demek istedin?

18 Nisan 2012

Yasasin Kotuluk mu

Kotu insan olmak istiyorum artik. Daha dogrusu hayatin beni ittigi bu yone, kendimi birakmayi fusunuyorum.
Cikarlarin bu derece onemli oldugu, 3 kutus icin ar-edebin yok olabildigini o kadarrrr cok gorur oldum ki, isyan etmekten sesim kisildi.
Eyyyy evren duy beni !!!!!!!
Acima, insaf, anlayis, empati gibi kelimeler yeryizunden kalkali cokkkk uzun zaman olmus ta neden ben yedigim kaziklarla ogreniyorum bunu?
"dirsekler yakin temasta" imis mever..... "sokalim gitsin" diyerek baslar olmus sozler, hem de mecazen degil, alenen..... Ben nerdeydim ki insanlik binlerce yillik evrim yasarken? Yedigim kaziklarla mi ogretim programindaydim ben?
Beni insanligimla tanitan herkese duyurulur:
Artik O evde yok.... Not birakmaniza da gerek yok, cunku iletilmeyecek
Kanmayacaginiz gunler diliyorum
İmza
Bir dost

12 Mart 2012

O gün Bugündür

Yine geldi o kara günün yıldönümü.
5 sene oldu geçeli, dün gibi acısıyla hala.
Seni seviyoruz, kardeşin artık daha çok soruyor seni. Burada olsaydı keşke, oyun oynamak istiyorum O'nunla diyor.
Neredeyse hergün kardeşi olmasını istiyor, ağlıyor hatta bazen bu yüzden.
Canımızsın...