küçük adamdan ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küçük adamdan ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2009

AYRILIK

Küçük adam 2 yaşına tam 1 hafta kala, 14 Ocak 2009'da döndüm işe.
Son 1 hafta çok canım sıkılmıştı. Dokunsalar ağlayacak bir haldeydim. Gerçi dokunulmadan da ağladım ya...
Korktuğum gibi olmadı.
Küçük adam babaannesiyle pek mutlu evde. Her kapı çalmasına "babaanneee" diye koşuyor. Ağlarken "babaannee"diye ağlıyor.Bunlar hoş şeyler. Demek ki seviyorlar birbirlerini, mutlular.
Tabii hoş olmayan şeyler de var.
Candaş'ın yeme meselesi mesela. Zaten Candaş sakin ve uyumlu bir çocuk. Bizi tek korktan yeme konusuydu en başından beri.
Candaş yemek yemeyen bir çocuk ama son 3 aydır süt düzenini oturtmuştum. Sadece uyurken süt içen küçük adama binbir hileyle içiriyordum sütünü.
Babaanne daha küçük adamın huyunu suyunu tam öğrenemediğinden süt içirme çabaları çoğunlukla başarısız sonuçlanıyor. Bu duruma çok canım sıkılıyor ama en azından beraberken mutlular diye seviniyorum. Benden başka hiçkimse içiremiyor zaten. Ben de ömrünün sonuna kadar ev hanımı olarak kalamayacağıma göre bir şeylerden feragat etmem gerekiyordu zaten.
Zamanla bu da düzelir diye umud ediyorum.
Şimdilik hoşçakalın

09 Ocak 2009

AYRILIĞA 5 KALA

Hamile olduğumu öğrendikten sonra sadece 1 hafta çalışabilmiştim. Bitmeyen kanamaların başlangıcıydı 15 Eylül 2006.
O zaman bu zaman derken 2 yıl 4 ay geçti işten uzakta.
Bırakamadım kimselere küçük adamı, kimse de yoktu zaten bırakacak.
Herkes korkuyordu O'na bakmaya.
Ben de ayrılmaya korkuyordum zaten. Kemerleri sıkmanın da sıkmasında 2 yıla yakın süre ücretsiz izne ayrılarak geldik Candaş'ın 2. yaşına.
Artık ayrılık zamanı geliyor. Birbirimize çok bağlandık, çok alıştık. Kendimi unuttum çoğu zaman. Sonra kendimi unuttuğumu da unuttum. Gitmem gerek dedim artık. benim de hayatım var, oğlum canım oğlum herşeyden önce geliyor tabii ki. Ama bozulmaya başlayan psikolojimin tek çözümü iş hayatı olacak gibi geliyor. Küçük adamın da annesinin dışındaki yaşamı tanıması gerekiyor. Kime bırakabilirim soruları arasında en doğrusunun "candan" biri olacağına karar verdik. O'nu bizim kadar hissedecek, gözümü arkada bırakmayacak biri. Yemesi, oyunları annesi gibi olamayacak tabii ama en azından oğluma zarar vermeyeceğine emin olduğum biri olmalıydı.
2 yıldır en iyi tanıyan kişilerden biri, evin büyük erkeğinin teyzesi yetişti imdadımıza.
İlerleyen yaşına rağmen ben bakarım dedi, el bakamaz şimdi küçük adama.
Tarabya'daki evimizden Anadolu Yakası'na taşındık, teyzeye yakın olsun diye.
Ayağımızın dibinde çok yakın olan bir hastane de var, tayinim de buraya olursa hayatımız yoluna giriyor demek olacaktı. Zira halihazırdaki işyerim taa Beyazıt'ta.
Sabah 06.30-akşam 19.00.....
Düşüncesi bile sinir krizi sebebi...
14 Ocak işe başlama tarihi.
Teyzemiz bu hafta deneme sürüşüne başladı. Hatta ben Onlar'ı yalnız bırakıp dışarı bile çıktım. İşyerime gittim, tayin konusunu konuşmak için.
Güzel cevaplar aldım, olacak sanırım...Ama gerçekleşene kadar bekleyelim yine de...dualarla tabii...
İlk gün çok merakla eve döndüm, küçük adamın halet-i ruhiyesini görmek istiyordum.
Sonuç:
Teyzemiz evden giderken küçük adam peşinden "babaanneeee" çığlıkları atınca dünyalar benim oldu.
Mutluydu, daha önemlisi teyze de mutluydu. Endişeleri, korkuları da gözardı edilemez tabii.
Candaş sadece uyurken süt içiyor hala. Ama öyle hiç kolay değil. 10 defa gir-çık yanına.
Ben evdeyken içirdiğim miktarın sadece yarısını içirebilmişti. Kilo kaybını göze alamıyorum ama ilk gün için hiç fena değildi diye düşündüm.
Umarım kilo kaybı olmaz.
Neyse devamını işe başladıktan sonra umarım mutlulukla yazarım.
Alttaki foto ise aylardır öğretmeye çalıştığımız pipetle içme denemesinden. Gerçi deneme yerine becerme desek daha doğru olur. İlk defa pipetle oynamak yerine içme çabası gösterdi.
Bu sayede belki pipetle süt içmeye de başlar....desem çok mu ütopik olur acaba?
Cevap veriyorum: Evet