08 Temmuz 2009

DİYALOGLAR

Küçük adamla bazı diyaloglar:
Dut yesin diye bir tabak dut ortada. Sol eline bir tane aldı, bir türlü ağzına gitmiyor. Sağ eli ise sürekli dut alıyor ve benim ağzıma aralıksız tıkıyor. "Tamam artık istemiyorum" dediğim anda, ani bir hareketle babasının ağzına tıkıyor, "o zaman baba yesin".
*************
Trafikte gidiyoruz. Kırmızı ışıkta durduk.
"Aaaa, biz duyuyoyuz, çünkü kığmızı ışık yandı.
Biz gidecez, çünkü yişil yanacak.
Sarı ışıkta beyiyoyuzzzz".
**************
Şarkı öğrenmiş, "köpeğim hav hav hav hav der, köpeğim benden ne ister?"
Şarkıyı bize söyletiyor, kendisi kol bastı oynuyor. Ne isterde duruyor "eettttt" diye bağırıp kol-bacak bastı devam ediyor. Eşek ot yerden sonra inek ne ister sorusu geliyor,
"inek de ot ister" diyip kol bastıya devam.
**************
"Gündüzleri güneş gelir, geceleri aydede...çünkü kağanlık olmuşşşş"
**************
Evin içinde anneye ait toka-küpe-kolye ne buluırsa hemen alıp bana getiriyor.
"Bu anneninnn. Tokayı anneler takar, çünkü anne kadın. Babalar takmaz, çünkü baba eğkek.
Candaşlar da takmaz"
**************
Geçen gün kreşten çıktık, Bediş Annesi (kreşteki bakıcı annesi) de bizimle geliyor akşamları.
O'na anlatıyor "biz oka gitcez" diye.
Ben anlatıyorum Bediş Anneye, "Carrefour'a ok diyor" diye. Ambleminde ok işareti olduğu için.
Arabada sürekli "anne, cafosun kosuna gidelim" diyor.
"Oğlum anlamıyorum nereye gidelim" diyorum.
Sürekli tekrarlıyor, anlamnıyorum ne dediğini deliriyorum. Bediş Anne bir yandan ben bir yandan deliriyoruz anlayabilmek için.
Yarım saat sürüyor bu muhabbet.
Orada ne var diye soruyoruz, belki ipucu çıkar diye.
Yok, anlamıyoruz.
E-5 te durduruyorum arabayı, anlamalıyım nereye gitmek istediğini diye.
Bediş anne soruyor en son:
"Carrefoura mı gitmek istiyorsun oğlum?"
"Bir sevinç çığlığı geliyor küçük adamdan
"Eğettt, eğettt" diye.
Carrefourun okusuymuş söylediği meğer.
Gittik tabi sonra
****************
HJayatında hoşuna giden herşeyi mutlaka Bediş Annesi yapmıştır.
****************
Kreşten alıyorum akşamları, hadi gidelim diyorum,
"ı-ıhhh" diyor.
"Bediş Anne gelecek".
****************
Bir arkadaşım diyor ki,
"Bediş Anne binmesin sizin arabaya"
Arkadaşım aforoz ediliyor çığlıklarla, kovuyor O'nu yanımızdan.
Kreşe alışması çok güzel birşey tabii. Cumartesi günü uyanmış, gitmiş kapıya, okula gidecekmişiz.
*****************
Kırmızı ayakkabı hastalığımız var bu aralar. İlle de kırmızı ayakkabı giyilecek her zaman.
Geçen ikna ettim başka ayakkabılarını giydsirmek için. Çıktık evden, asansörden indik. Hatırladı kırmızı ayakkabılarını giymediğini, çığlık çığlığa kırmızı ayakkabı diye.
18. kata geri dönüp kırmızı ayakkabıları giydik yine yeniden.
*****************
Gittiğimiz heryerde masa düzenimiz belli, kimse onun dışında bir yere oturamaz.
Kare masada duvar tarafı Candaş'ın, yanında ben, karşıda baba. Geçenlerde okulumun yemeği vardı, bir arkadaşımı oturduğu yerden kaldırdı:
"Orası annein yeri"
*****************
Aklıma gelenler bunlar. Çok daha ilginçleri vardı ama düşününce akla gelmez işte.

2 yorum:

Denize ve Nehire aşık dedi ki...

E ama bu Candaş dialoglarından sonra insanın onun yanında olup onu mıncıklayıp öpesi geliyor :)

Beken-Ali Candaş dedi ki...

Gelebilirsin...
mıncıklamak serbest canım.
Ben de seninkileri rahatça ısırabilirim bu sayede :))