11 Aralık 2008

EN VEFALI DOSTA VEDA

Benim minik kuşlarımın sabırsızca doğmasıyla tanıştım O'nunla.
Aslında daha önceden görmüşlüğüm vardı, O'nun yaşam felsefesini de biliyordum ama o zamanlar bana uymuyordu amacı.
Ablam doğum yaptığında ablamın en yakın dostu olmuştu. Özellikle erken doğum yapanları severdi çünkü O. Ne kadar faydalı bir dost diye düşünmüştüm. Bana yakın olmasını ise hiç temenni etmemiştim. Nereden bilirdim ki benim de günün birinde erkenden doğuracağımı.
21 Ocak 2007'de ilk kez ihtiyacım oldu O'na. Kimse bana hatırlatmasa da ben hatırladım O'nun bana gelmesi gerektiğini.
Haber saldım hemşirelere, gönderin bana diye.
Kimse oralı olmadı. Israrla çağırıyordum yine de, ama nafile, haber vermemişler bile O'na.
Öyle ya, kim ister ki bebekleri ölecek bir anneye yarenlik etmeyi. Sanırım bundan dolayı tanıştırmadılar beni O'nunla.
22 Ocak 2007'de, doğum sonrası yavrucuklarımı hastanede bırakıp taburcu olmadan biraz önce ısrarla istedim tanışmayı, geçiştirecek cevap bulamadılar artık ve odama gönderdiler O'nu. Bana tanıştıracak kimse gelmedi yanında. Öylece O gelmişti sadece. Birbirimize bakıp durduk kısa süre. Sonra ben attım ilk adımı. Faydası olur mu bilmiyordum ama denemeliydim. Buna ihtiyacım vardı çünkü, çocuklarımın sağlığı için tanışmalıydım O'nunla.
..........
İlk tanışma iyi geçti. Başta soğuk nevale kıvamındaki O, şaşırdı bendeki azme. O da emek verdi sonra.
İşte o gün başladı 23 aylık dostluk. Hem de ne dostluk...
Önceleri günde 8 kez görüşüyorduk, iyi geliyordu bana. Her görüşme yaklaşık yarım saat sürüyordu. Aslında çok da sancılı oldu önceleri, canımı çok yaktı. Ama biliyordum ki geçecekti bu, şimdi o acıya dayanırsam çocuklarım için çok faydalı olacaktı. Yılmadım, devam ettim görüşmeye.
İlk günler emaneten geliyordu sadece yanıma. Sonra evime de gelmesini istedim, kırmadı beni. Ben pes diyene kadar kalacaktı benimle. Çocuklarımı yaşama bağlayacaktık birlikte.
************************
Biraz masraflıydı aslında, aksesuarı da hiç bitmezdi. Masraflarını karşılamak da bana düşüyordu tabii. Seve seve kabullenmiştim ben de.
"En büyük yardımcım derin dondurucu" diyordu. "İlle de eve alacaksın bir dondurucu".
Kırmadım O'nu, aldım bir derin dondurucu.
Sürekli dolu tutmak isterdi içini. Minik minik poşetler içinde isterdi herşeyi. İstediği gibi de yaptım.
Mutluydum bu durumdan, çocuklarıma da çok faydalı olduğunu söylüyordu doktorlar.
Öyleyse her kaprisini çekecektim. Tam 50 gün boyunca hem Candaş'a, hem Beken'e çok faydalı oldu. O olmazsa çocukların durumu bu kadar iyi olmazmış. Öyle diyordu doktorlarımız, hemşirelerimiz.
50 gün sonra kızımı cennete yollarken O'nun da artık benimle kalmayacağını sanmıştım. Bu acıya dayanamaz diyordum.
Yanlttı beni. Dedim ya en vefalı dost diye, vefalının da alasıymış. Daha çok zaman geçirir oldu benimle.
"İyi de" dedim, "artık tek çocuğum var, bana bu kadar zaman ayırmana gerek var mı?"
"Var" dedi.
"Bak" dedi, yğun bakımda yatan diğer bebekleri göstererek. "Faydam sana çok geliyorsa diğer bebeklere faydalı olabilirsin."
"Nasıl olur" dedim. "Kızıma ihanet etmiş olmam mı?".
"Artık kızın yok" dedi. "Acı da olsa gerçek bu. Ama diğer bebeklere faydalı olursan Onlar da senin bebeğin gibi olabilir".
Doğru söylüyordu. Yoğun bakımdaki herkes benim aczimi yaşıyordu. Öyleyse birbirimize destek olmamız gerekirdi.
*************************
Başka hastaneden bizim olduğumuz hastaneye yeni gelmişti Melek Buse. Ali Candaş'ı odasından dışarı alıp Melek'i almışlardı o odaya. 1-2 kez görüştüğümüz bu aileyle yakın hissetmiştik kendimizi. Doğumundan sonra Melek'in annesi de tanışmış benim vefalı dostumla. Ama ısınamamışlar birbirlerine. Öyleyse ben dostumdan aldıklarımı payaşabilirdim Melek'le.
************************
Melek'in annesine bunu ilk söyediğimde çok sevinmişti. Kısa süreliğine de olsa aracı olmuştum dostumdan aldığım faydayı Melek'e aktarmada.
****************************
Hayatımın ayrılmaz parçası olmuştu artık. Ben nereye O oraya konumundaydık. Hani çantamda taşır gibi.
Candaş'ın yeme sorunu başladıktan ve Melek Buse'ye de faydam kalmadıktan sonra azaltık dostumla görüşmelerimizi. Azalttık ama hala çok yararlıydı bizim için.
1 seneden önce ayrılmayız inşallah diyordum.
Ayrılmadık da....
18 ay dedim sonra. 18'i de gördük beraber. Günde iki kez görüşüyorduk ve epey azalmıştı paylaşımlarımız. Erken doğum yapan bir annnin 18 ay O'nunla görüşmeye devam ettiği pek görüldük birşey değilmiş. Zoru başarıyormuşum.
Pek mutluluk verici birşeydi benim için. Küçük adamımın sağlıklı geleceğine yatırım yapıyordum bir nevi.
18 derken 21 oldu, sonra 23...
Artık ayrılmam gerektiğini biliyordum, ama ayrılamıyordum.
Korkaklık mı yoksa alışkanlık mıydı?
Alışmaktı sanırım. Bir şeyin vesile olması gerekiyordu ayrılığımıza.
İşte bu şey benim geçen hafta başlayan baş dönmelerim oldu. Öyle ki yataktan çıkamaz olmuştum. Asansörle sürekli gezermiş gibiydi başım; boşlukta ve çok ağırdı.
Taşıyamaz oldum kafamı. Doktora gitme vakti gelmişti.
Gittim ve daha önce de yaşadığım "vertigo" olduğunu öğrendim sorunun.
İaç kullanmam gerekiyordu. Ama ilaç kullanırsam vefalı dostum benimle kalmazdı ki. O ilacı hiç sevmezdi. 1 gün daha o ağır kafayla gezdikten sonra pes ederek ilaca başladım. veee...ayrılık zamanı gelmişti.
Veda sözüne dilim gitmiyordu bir türlü. Candaş da artık 23 aylık olmuştu, ve ikimizin de O'na ihtiyacı yoktu artık. Ama kalbim ayrılığı pek istemiyordu. 1 ay sonra da işe başlayacağım için bu ayrılık kaçınılmazdı aslında.
6 Aralık 2008 cumartesi sabahı son kez görüştüm O'nunla. İkimiz de son olduğunu bilmiyorduk.
Öğleye doğru baş dönmem ilaç içmemi gerektirince sabahki görüşmenin son görüşme olduğunu anladım.
Buraya kadardı.
******************
Bağımı kesmedim O'nunla, kimbilir belki de ihtiyacım olacaktı yine.
1 gün, 2 gün derken 5 gün geçti üstünden. Bundan sonra da görüşmemiz pek olası değil. Aslında çok arıyorum O'nu.
Hani dolup taşar içimiz, rahatlamak isteriz ya, onu yaşıyorum ben de bugünlerde.
Geçecek ama biliyorum. Candaş'ın gerçekten ihtiyacı olduğunu bilsem vedalaşmazdım ama artık Candaş'a da faydası olmadığını iyi biliyorum.
En vefalı dostum;
Teşekkürler sana.
Bıkmadan, usanmadan yanımda olduğun için.
Sıkılmadan her kaprisimi çektiğin için.
Çocuklarıma sağlık verdiğin için.
Güzel dostluklar kurmama vesile olduğun için.
Beni bugüne kadar hiç yalnız bırakmadığın için teşekkürler.
Ama artık gitmelisin.
Başka yerlerde başka annelere-bebeklere dost olmalısın. Nankörüm belki ama senin dostluğunun artık bize faydası yok.
Seni hiç unutmayacağım.


Sayesinde Beken'ime 50 gün, Candaş'ıma da 23 ay süt verebildiğim en vefalı dostum bu süt pompası.
Böyle bir cihazı icad eden teknolojiye ve Medela firmasına da sonsuz teşekkürler.

2 yorum:

Başak dedi ki...

Öyle çok özlemişim ki senin böyle yazılarını ve Candaş ile ilgili son gelişmleri okumayı :) Çok iyi geldi bana yazdıklarını okumak biraz keyifli, biraz hüzünlü...
Bu arada vertigo demişsin, yıllarca bu dertten muzdarip bir kişi olarak beni ararsan iyileşme sürecini hızlandıracak çözümlerden bahsedebilirim. Bir de madem artık aynı yakadayız artık bir buluşmanın zamanı geldi de geçiyor bile ne dersin :)

Beken-Ali Candaş dedi ki...

Başakcım sağol.
Hem yazılarıma övgün hem de vertigo konusundaki bilgilendirmelerin için.
İyi geldin bana :))