26 Şubat 2009

OKULUN YOLU TAŞLARLA MI DOLU?

"Okulun yolu..
Taşlarla dolu"
diye başlar ama nasıl devam ettiğini hatırlamıyorum.
Benim en güzel günlerim okul günlerimdi (Candaş'tan önce tabii). Öğrencilik mutlu etmiştir hep beni.
Üniversiteyi Sakarya'da okudum, hem de İstanbulda çalışıyorken.
Gece nöbet tutar, sabah Sakarya'ya giderdim. Hiç de zor gelmezdi, mutluydum orada. Hatta inek de bir öğrenciydim.
Hazırlıkta 1000 kişi içinde 3-4. sıradaydım. 1. sınıf bitince Marmara Üniversitesi'ne yatay geçişle geldim. 1 ay dayanabildim ama.
Hocaların yüzünü birer kez bile görememiştim, ilgisiz, umursamaz, derslere gelmeyen cinstendi çoğu.
Okula ulaşmak ise ayrı dertti. Tıklım tıklım ototüsler, gt git bitmeyen yollar vs vs.
1 ay sonraydı, öğrenci işlerine gittim. Ben eski okuluma dönmek istiyorum dedim.
Deli muamelesi yaptılar, "sen yatay geçişle geldin. Buradaki çoğu öğrenciden başarılısın. Herkesin bakışı farklı sizlere. Salına salına yürü, keyfini çıkar" dediler.
"I-ıhhh" dedim. Ben sevmedim burayı, alışamam da zaten.
İyi dediler, dosyan gelmedi henüz, git madem.
Gittim. Okuluma geri döndüm. Mutlu mesut okudum, eğlendim, geri döndüm okul bitince.
Sonra evlilik, annelik, sorunlar vs derken okul hayatımda orada noktalanmış oldu.
2 yıl aradan sonra 1,5 aydır çalşıyorum. Bir sürü felaket senaryoları arasında şuanki durumumuz gayet iyi.
Candaş babaannesini, babaannesi Candaş'ı çok seviyor, birlikte mutlular.
Hazır onlar mutluyken isteyip de "çocukla mümkün değil" dediğim yüksek lisans düşüncesi çıktı ortaya.
Ne kadar erken olursa iyidir diye düşündüm. İyi olacak hastanın ayağına doktor gelirmiş ya hani, öyle de bir tesadüf oldu. 2 günde karar ve kayıt tamamlandı.
Artık Candaş'ın okullu annesiyim. Candaş hala yokluğumu tam algılayamamışken bu işin de aradan çıkacağını umuyorum. derslerin geceleri ve hafta sonları olması küçük adamla ilişkimize neler getirecek bakalım.
Hayal gibi sanki şimdi herşey. 1,5 ay öncesine kadar "ben" diye birşey kalmamışken şimdi kendim için birşeyler planlıyorum, hatta uygulamaya başladım.
9 Martta okullu oluyorum.
Beni bu konuda destekleyen, Candaş'ın bakımını üstleniriz diyen eşimin ve babaannemizin desteği ise asıl belirleyici şeylerdi.
İkisne de teşekkür ederim.
Aslında okullu olmakla ilgili 2. gelişme de Candaş'la ilgili.
Candaş'ı yaza kreşe vermek istiyordum. 1 haftadır çalıştığım yeni işyerimin kreşne başvurdum, küçük adamı mayıs ayında kreşe başlatabilmek için.
Çok talep olmasına rağmen kreşe alınıyoruz. Hatta hemen getir dediler. Ama şu hastalık mevsiminde kreşi düşünmüyorum. Mayıs ayında önce haftada 1-2 gün deneme süresi ile başlayacağız.
Sizler de bize şans dileyin olur mu?
Küçük adam stres yaşamadan geçer umarım bu süreç(ler).
Hoşçakalın

3 yorum:

Betül KÖROĞLU dedi ki...

uzun zamandır okuyorum bloğunu. Yorum yazamadım hiç. Candaş ta uyum sağlar da İnşallah sorunsuz olaraktan atlatırsın bu günleri.

sevgiler

Beken-Ali Candaş dedi ki...

Betül Hanım çok teşekkür ederim.

Evin Kedisi dedi ki...

Gülay'cım;

Gelişmeleri okuyunca o duyguyu atlatabildiğin ve yine çok sağlam durduğun için seni tebrik ediyorum. Teyze konusunda ne kadar şanslısın bir bilsen demek istedim bir de! Benim hayatım boyunca bu şekilde bilinçli ve ilgili çocuğuma bakabilecek birisi olmadı hayatımda. Ya, ben çok farklı düşünüyorum herşeyi ya da çok didik didik yapıyorum belki ama hayat görüşlerimiz herşeyimiz çok farklı ailelerle bizim. Sen de yazmışsın zaten, hayatına kendin için de devam edebilmen için bu çok önemli. Yeni eğitim öğretim yılında da başarılar dilerim :) Candaş'ı öperim :)